Gündem

Oyuncu İlayda Alişan: İstismar ve şiddetin her türlüsü canımı yakıyor

İlayda Alişan, genç kuşağın en beğenilen aktrislerinden biridir. Masumiyetin Ela dizisi şimdi de Süveyda kırmızı odada… Süveyda ve İlayda gezisini konuştuk…

– Yine zor bir rolle karşımıza çıkıyorsunuz… Kırmızı Oda’da bize hangi duyguları yaşatacaksınız? Süveyda çocukken neler yaşadı? Süveyda’yı ve sizde uyandırdığı duyguları anlatır mısınız?

Süveyda’nın yolculuğunu birlikte izleyeceğiz… Ağır travmalarla büyümüş ve aslında yaşadıklarını hatırlıyor. Taşlar zamanla yerine oturacaktır. Süveyda okuduğumda çok etkilendiğim bir hikaye. Onu tanımak da benim için yeni bir macera ve böyle bir hikayede böyle bir karaktere nefes almak benim için çok değerli.

– Doktor der ki: “Çoğu hastalık önce sorunlarımızı çözmemize yardımcı olur, ama sonra işler değişir.” Katılıyor musun? Başına gelen kötü şeylerin iyi tarafını görmeye çalışan insanlardan biri misin?

Sonra işler değişir … Katılıyorum. İnsanlar için en zor şeylerden biri farkındalıktır. Kendimizi fark ettiğimizde, kendimizle ve belki de travmalarımızla yüzleştiğimizde içsel yolculuğun başka bir kapısı açılır.

– Süveyda paylaşmayı sevmeyen bir karakterdir. Paylaşmak hakkında ne düşünüyorsunuz? Başınıza gelen iyi veya kötü olayları size anlatması gereken sırdaşlarınız var mı, yoksa bunları kendinize mi saklıyorsunuz?

Benim içim ve dışım birdir. Paylaşmayı ve anlatmayı, dinlemeyi daha çok seviyorum. Neyse ki anlatabildiğim ve konuştuğumda dinleyen arkadaşlarım var.

– Red Room yayınlandığı ilk günden beri çok konuşuldu ve dizide herkes kendinden bir şeyler buldu. İçinizi ısıtacak hikayelerle dolu. Çocukken istismara uğrayan, anne-babası tarafından ihmal edilen, şiddete maruz kalan vb. Sizi en çok ne üzer?

Kesinlikle her türlü istismar ve şiddet. Şiddet ve istismar, ister fiziksel ister zihinsel olsun, hiçbir şekilde kabul edilemez, hafifletilemez veya affedilemez.

– Liseye gittiğinizde bir dönem psikoloji okumak istiyordunuz. Sonra oyunculukla yolunuz kesişiyor ve oyunculukta keskin roller buldunuz. Bu bir tesadüf mü yoksa belirli bir seçim mi?

Bu tesadüf değil çünkü karakter seçimlerimi her zaman gözden geçirmeye çalışıyorum… Neyse ki diğerlerinden farklı karakterlere hayat vermişim…

– Kariyeriniz adım adım gelişti ve bugün en çok aranan aktrislerden birisiniz. Her zaman atılacak adımları mı planlıyorsunuz?

Şirketler için planlarım, mesleğimizde kariyer planlaması bir nevi matematiktir. Sosyal hayatımda çoğunlukla plan yapmıyorum, diyelim ki daha ‘anlık’ biriyim. Hayat çok fazla plan yapmıyor mu yoksa benim için böyle mi çalıştı bilmiyorum.

– 25 yaşındasın. Kameraların önünde büyüdün. Çok yorucu bir süreç ama sanırım çok da eğlenceli… Sizin için ne değişti?

Ben sadece büyüdüm. Hala büyüyorum… Bugün olduğum kadını, beni buraya getiren her şeye borçluyum. Bu mesleğe çocuk yaşta başlamak bana tecrübe, ahlak ve birçok insana kazandırdı. Bunun dışında, beni değiştirdi diyeceğinizi sanmıyorum. Ben neysem o oldum ve kim olduğumu asla unutmadım.

– Yaşına göre olgun bir tavrın var. Seni erken olgunlaştıran nedir?

Bunu birçok kişiden duyuyorum. Sanırım çok erken yaşta çalışmaya başladığım için, sorumluluk dolu bir çocukluk geçirdiğim için olabilir, belki bununla alakalı olabilir…

– Şu an olduğun kişiden memnun musun? “Kendimin en çok farkına vardığım dönemdeyim” diyorsunuz. Kendin hakkında ne keşfettin?

Mutlu değilsem aynaya baktığımda gördüğümle nasıl bir hayat yaşayabilirim? Ne istemediğimi çok iyi biliyorum, ne istediğimi bilmediğim zamanlar oluyor ama arayış hayatın akışını renklendiriyor. Kendimi keşfetmeye devam ediyorum.

– Günümüzde sosyal medya sayesinde herkes kendi içinde tanınır hale geldi. Ünlü olmak hakkında ne düşünüyorsun? Yeni nesil bunun farkında mı? egoyla aranız nasıl

Ben sadece işimi yapmaya çalışıyorum, şöhret aslında bir solucan. Bunu kendim için söyleyebilirim. Ego dediğimiz şey her insanda bulunur, biraz daha fazla, biraz daha az. En basit örneği, işimizin bir parçası olan, egomuzun bir yansıması olan beğenilme arzusudur.

– Hangi yönlerinizi törpülemeye çalışıyorsunuz?

Biraz inatçıyım ama ona da vurmaya başlıyorum. Yapabildiğim kadar …

– Seni hep gülerken görüyoruz. Sizin de karanlık taraflarınız var mı? O kısımlar ne zaman çıkacak?

Belki kendimle yalnız kaldığımda. Yalnız olmayı ve düşünmeyi seviyorum. Ama bu gördüğünüzden farklı bir layayda değil, sadece bir ihtiyaç.

– Geçenlerde ünlü bir oyuncudan şu sözleri okuduk: Dizilerde kadınlar ön plandaysa erkek oyuncular rahatsız oluyor. Hiç böyle bir duygu yaşadınız mı? Kadın lider olmak zor mu?

Bana henüz olmadı. umarım gelmez. Ama sistem ve çevrenizden duyduğunuz hikayeler bu konuda bir hassasiyet yaratıyor.

Aşk mantıksız, hatta mantıksız bence. Bilinçsizlik durumu benim aşk anlayışımı daha iyi anlatıyor.

-Sence aşkı geri dönülmez şekilde bitirecek şey nedir?

İğrençlik, nankörlük, yalanlar…

– Sizi karşı cinse çeken şey nedir, ama sizi ne reddeder?

Sanırım anlayış ve barış derdim. Anlaşıldığımı düşünürsem ve sakin hissedersem, tamam. Nankörlük, ikiyüzlülük ve ilgisizlik varsa giderim.

– Hepimiz mutluluğu arıyoruz, sizin mutluluk tanımınız nedir? Mutluluğu bulmanın yolu nerede?

Kendimi sevmekle başlar. Aile ve aile dediğim güzel dostluklar…

– Sen bir balıksın. Hangi işlev sizi yorar: Bazen bir hayal dünyasında yaşamaları mı yoksa özverili ve sevgiyi kıskanabilmeleri mi?

En çok da benim için duygusal. Duygusallık derken her şeye ağlamak istemiyorum. Bazen en ağır olaylara tepki veremiyorum, bazen küçük bir şeyin üzerinden geçiyorum. Entelektüel olarak bu beni yoruyor…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu